İPİN HESABI
Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş.
"Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse
servetimin yarısını ona bağışlıyorum" diye vasiyet etmiş. Öldüğünde "Kim
birlikte kabre girip sabahlamak ister?" diye araştırmışlar. Kimse
çıkmamış. Nihayet bir hamal, "Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir
şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum." diye düşünerek kabul
etmiş. Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri
gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. "Nasıl olsa bu ölü
elimizde... Biz şu canlı olandan başlayalım" demişler ve hamalı
sorgulamaya başlamışlar. "O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl
aldın? Nerelerde kullandın?" Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın
hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.
- Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
- Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin
hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?
* * *
Hayatını ve
hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife
alıncak şey değildir.
KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul
2001, s. 156